Nerede okuduğumu hatırlamıyorum, bir yerde "Orhan Kemâl iyi yürekli olmasaydı belki de iyi bir yazar olurdu!!" diye bir tespit(!) görmüştüm. Çok şaşırmış, çok üzülmüş ve hiçbir anlam verememiştim. Okuru bu acımasız yorumu yapmaya iten gerekçe ne olabilirdi? İyi biri olmak; iyi bir yazar olmaya engel miydi? Yazın dünyasına edebi değeri son derece yüksek, onlarca değerli eserler kazandırmak iyi yazar demek değil miydi? Baba Evi, Cemile, Avare Yıllar'ı niçin bu kadar sevmiştim??
O gün bu gündür bu mesnetsiz nitelemeye hâlen bir anlam verememekteyim. Geçtiğimiz akşam "Çamaşırcının Kızı"nı okuduğumda yine anlam veremedim..
Kitap baştan sona Orhan Kemâl kokuyor. Diğer eserlerinde olduğu gibi, bu kitabında da toplum sorunsallarını net bir şekilde gözler önüne seriyor. İnsanın boğazını düğümleyen, yürek burkan, Orhan Kemâl'in eserlerinin vazgeçilmezleri olan; yoksulluk, çaresizlik, imkânsızlık kavramları yine kitabın taa göbeğinde yer alıyor.. Yazarın en bilinen öykülerinden olan "Küçüçük" te bu kitabında yer alıyor..
Eğer hiç Orhan Kemâl okumadıysanız, mutlaka edinin..
Hürmetler,
recep







