19 Ekim 2010 Salı
20 Ağustos 2010 Cuma
Ne Dinliyorum..

Betül Demir - Herkes Haklı www.altayaltan.com
Yükleyen altay1976. - DiÄ�er müzik videolarına göz atın.
Kime kızayım hangi nedenle ne hakla
DNA'mız değişik yüzde bir farkla
Bulduğumuz kusurlar tanıdık yakinen
Kim atmıyor icab edince binbir takla :)
...Off ya herkes haklı aslında
Off ya kinim de yok kastım da
Off ya yine tongaya bastım da
Aklıma uydum kalbimi es geçtim
Hop hop hop hop hop bi dur toplicam
Yok yok yok yok yok bi daha yapmicam
Oh oh oh be söyledim kurtuldum
Sen hala sus inadından çatlican
Ne şan şöhret ne ev araba derdim
Çok pahalıya patladı lakin öğrendim
Liseyi de bitirdim üniversiteyi de
Halim vaktim yerinde kendimden terkim
Off ya nalıncı keseri gibiyiz
Off ya cehennemin dibiyiz!!
Off ya seni fırrrdöndü, hadsiz
Zorlaya zorlaya sonunda hazmettim..
Söz & Müzik : Sezen Aksu
Düzenleme : Ozan Çolakoğlu
5 Ağustos 2010 Perşembe
Vicky @ Turkish VOGUE
26 Temmuz 2010 Pazartesi
19 Haziran 2010 Cumartesi
15 Haziran 2010 Salı
14 Haziran 2010 Pazartesi
Selim İleri
Uzunca zamandır okuduğum ve bir türlü bitiremediğim (belki de bitmesini istemediğimden yada araya giren ‘cookie’ kitaplardan dolayı) Selim İleri’nin son şâheseri ‘Bu Yalan Tango’yu hafta sonu nihâyet bitirdim.
Selim İleri’yi okumak, O’nu anlamak benim için inanılmaz bir mutluluk.
Yazarın nisan ayında çıkan kitabını aynı ay içerisinde İzmir’de gerçekleştirilen Tüyap Kitap Fuarında kısa bir süreliğine sohbet etme fırsatı yakalayarak imzalattım ve bana kardeşim diye hitap etmesi beni tarif edilemeyecek derecede onure etti.
Kitap bildiğimiz Selim İleri kitabı. Aynı dil, aynı hüzün, aynı zarafet, aynı geçmişe özlem.
Ancak bugüne kadar yayımladığı eserler arasında yılların birikiminin doruk noktasına ulaştığı; müthiş bir dile, eşine çok nadir rastlanılabilecek bir anlatıma ve tadına doyum olmaz bir kurguya sahip, eşsiz bir başyapıt olmuş.
Özetle; romancı ‘Fatma Asaf’karakterinin gazeteci ‘Ufuk Işık’ın soruları eşliğinde 1920’li yıllarda geçen kendi iç hesaplaşmasının kaleme alındığı bir ‘romacının romanı.’
Uzun uzadıya anlatmak istiyorum; ancak tutkunları bu deneyimi kendisi yaşamalı.. ;)
12 Haziran 2010 Cumartesi
puCCa
Bir kitap bu kadar mı sürükleyici olur, bu kadar mu yalın olur, bu kadar mı günümüzü anlatır, bu kadar mı yalanır yutulur YaLebbim
Kimi yerinde şaşkına döndüm, kimi yerinde üzüldüm, çoğu yerinde karınlarıma ağrılar girdi gülmekten. Zaten blog’dan da takip ettiğim için hikâyenin tamamını biliyorum, ancak bu proje ortaya atılınca tüm olayı oturup baştan ‘kitap olabilecek şekilde’ yazmış puCCa bacımız. Ama ne güldüm..
Kitap öyle edebi değer aranacak bir eser değil bu arada. Benin ‘cookie’ kategorisinde değerlendirdiğim kitaplardan. Ne puCCa’nın, ne editör Cem Mumcu’nun hiçbir iddiası yok. Küçük Aptal’ın Büyük Dünyası başlığıyla, ‘Dizüstü Edebiyatı’ serisinin ilk kitabı olarak çıktı. İnternet dünyasının çok takip edilen, çok tanınan, çok tık alan yazarların yazılarının kitaplaştırılacağı bir dizi bu. Sırada ‘Her B.ku Bilen Adam’**** var..
Bu arada belirtmekte yarar var, kitap +16
* http://passiflora-rapunzel.blogspot.com/
** Memleket meselesi haline gelen puCCa'nın kimliği deşifre edilmiş, fotoğrafı yayınlanmış diye bir şehir efsanesi dolaşıyor kulislerde ama ben gördüm duymadım kardeş
*** http://www.idefix.com/kitap/kucuk-ap...MD2A2ADZB3UQIG
**** http://herbokubilenadam.blogspot.com/
30 Mart 2010 Salı
Orhan Kemâl - Çamaşırcının Kızı
Nerede okuduğumu hatırlamıyorum, bir yerde "Orhan Kemâl iyi yürekli olmasaydı belki de iyi bir yazar olurdu!!" diye bir tespit(!) görmüştüm. Çok şaşırmış, çok üzülmüş ve hiçbir anlam verememiştim. Okuru bu acımasız yorumu yapmaya iten gerekçe ne olabilirdi? İyi biri olmak; iyi bir yazar olmaya engel miydi? Yazın dünyasına edebi değeri son derece yüksek, onlarca değerli eserler kazandırmak iyi yazar demek değil miydi? Baba Evi, Cemile, Avare Yıllar'ı niçin bu kadar sevmiştim??
O gün bu gündür bu mesnetsiz nitelemeye hâlen bir anlam verememekteyim. Geçtiğimiz akşam "Çamaşırcının Kızı"nı okuduğumda yine anlam veremedim..
Kitap baştan sona Orhan Kemâl kokuyor. Diğer eserlerinde olduğu gibi, bu kitabında da toplum sorunsallarını net bir şekilde gözler önüne seriyor. İnsanın boğazını düğümleyen, yürek burkan, Orhan Kemâl'in eserlerinin vazgeçilmezleri olan; yoksulluk, çaresizlik, imkânsızlık kavramları yine kitabın taa göbeğinde yer alıyor.. Yazarın en bilinen öykülerinden olan "Küçüçük" te bu kitabında yer alıyor..
Eğer hiç Orhan Kemâl okumadıysanız, mutlaka edinin..
Hürmetler,
recep
24 Mart 2010 Çarşamba
Stylish :)

shoes- Dsquared2 / jean - H&M / belt - Benetton / T-shirt - Mudo / knitwear - Beymen Club / coat - Zara / eyewear - Rayban / watch - Dice Kayek / bracelet - Galatasaray / bag - adidas

shoes,jean,t-shirt,scarf - Tween / jacket - Ermenegildo Zegna / vest - Dolce&Gabbana

shoes - Fred Perry / jean - H&M / shirt - Beymen Club / coat - Tween / eyewear - Rayban
23 Mart 2010 Salı
Düşe Kalka - Aslı Akarsakarya
19 Mart 2010 Cuma
yalnızlık senfonisi..

Anladım sonu yok yalnızlığın
Hergün çoğalacak
Her zaman böyle miydi bilmiyorum
Sanki dokunulmazdı çocukken ağlamak
Alışır her insan, alışır zamanla kırılıp incinmeye
Çünkü olağan yıkılıp yıkılıp yeniden ayağa kalkmak
Yalnızlığım yollarıma pusu kurmuş beklemekte
Acılar gözlerini dikmiş üstüme nöbette
Bekliyorum bekliyorum bekliyorum
Hadi gelin üstüme korkmuyorum
Yalnızlığım yollarıma pusu kurmuş beklemekte
Acılar gözlerini dikmiş üstüme nöbette
Bekliyorum bekliyorum bekliyorum
Hadi gelin üstüme korkmuyorum
Bulutlar yüklü ha yağdı ha yağacak üstümüze hasret
Yokluğunla ben başbaşayız nihayet
Bulutlar yüklü ha yağdı ha yağacak üstümüze hasret
Yokluğunla ben başbaşayız nihayet
Siyah Gözler
Cemil Süleyman, yazın dünyamıza yalnızca 2 eser kazandırmış, 20. yüzyılın en önemli edebiyatçılarından biri. Fecriâti topluluğunun ön plândaki sanatçılarındandı.
'Siyah Gözler' edebiyat tarihimizin bir çok 'ilk'lerini barındıran bir yapıt olarak adlandırılıyor.
Kitabın sonuna yazarın düştüğü tarih, 17 Temmuz 1326 (29 Temmuz 1910)
Konusu şöyle;
Beykoz'da yaşayan yalnız ve genç bir dul bir kadın, kendisinden yaşça küçük bir delikanlıyla, delikanlının ısrarlarına karşı koyamayarak, bir ilişki yaşıyor. Bu ilişki zamanla saplantılı bir hâl alıyor ve delikanlının yaşça daha genç ve daha güzel bir kızla evlenme planları yapmasıyla bambaşka bir boyut alıyor..
Romancı burada meseleyi, dönemin toplumsal ahlâk ve sosyâl anlayışıyla irdelemekten ziyâde, genç kadının penceresinden bakarak olayları kadının bakış açısı ile ele alıyor..
'Çok satanlar' listelerini takip etmekle birlikte, bu denli edebi değeri son derece yüksek eserlerin de okunası taraftarıyım. Kitabın dili biraz ağır ancak anlaşılamayacak gibi değil. Kelimeler not edilebilir ve anlamlarına bakılabilir.
Edebiyat tutkunlarına özellikle tavsiye ediyorum..
18 Mart 2010 Perşembe
Yıldızlarla Uyumak
Dün gece o kadar keyifli bir kitap okudum ki..
Yıldızlarla Uyumak.
Kitap Güneydoğu Anadolu'da 70'li yıllarda geçiyor. Kahramanımız Kerem'in bebekliğinden üniversite yıllarına kadar geçirdiği zaman dilimi, kahramanımızın kendisi tarafından anlatılıyor.
Çocuk kitabı deyip geçmeyin, kesinlikle çocuklar için olduğu kadar yetişkinler için de yazılmış bir kitap.
Kitapta neler yok ki;
kaybettiğimiz çocukluğumuzu (dilerim içinizdeki çocuğu hiç kaybetmemişsinizdir) bizi biz yapan değerlerimizi, sosyâl yaşamın güzellik ve inceliklerini, biz büyümeden önceki kirlenmemiş dünyayı, özellikle de çocukluk dönemlerimizin saflığını, yalınlığını.. bizi duygu yoğunluğuna sürükleyecek herşeyi bulabileğimiz bir eser..
Bir göz atayım diye elime almıştım; biraz daha okuyayım, biraz daha derken.. sonuna gelmişim..
Yolu Anadolu'daki köy ve kasabalardan geçmiş, havasını solumuş, bizzat yaşamış, büyük şehirlerde doğup büyümüş, oralardaki yaşamları merak eden herkesin bu güzel mi güzel kitabı okumasını salık veriyorum..
KİTAPTAN:
Yıldızlarla Uyumak
"Sıcaklar bastırdı. Kasvetli havalar kimi zaman insanı bunaltıyor. Bir kaç günden beri dama çıkmışız. Ben ilk defa damda yatıyorum. Odadan çok daha rahat. Boncuk boncuk terler birikmiyor alnımda. İşin en zevkli yanı da yıldızları seyrede ede uykuya dalmak. Kayan yıldızları, semadan geçen ışıklı nesneleri, kutup yıldızlarını, ay'ı ve gökte görebildiğim her şeyi seyrediyorum..."
OSHO
Osho ağbimiz yirminci yüzyılın en büyük manevi öğretmenlerinden bir olarak terennüm ediliyor. Meditasyon, Yoga, Dinginlik, Stres yönetimi gibi konularda onlarca kitabı var.
Beden İle Zihni Dengelemek kitabında ise bedeni adeta yüceleştiriyor. Bedenlerimizin bizlere Tanrı'nın bir lütfû olduğunu, ona iyi bakmamız ve onu dinlememiz gerektiğini vurguluyor. Zihnimizin bedenimize hükmetmemesini, bedenimizi dinleyip zihnimizi ona göre hareket ettirmemizi salık veriyor.
Kitap ile beraber bir de meditasyon cdsi veriliyor. Cd'yi takıp söylenilenleri yapıp ağır ağır meditasyona başladığınızda inanılmaz bir dinginlik ve huzur hissediyorsunuz.. (İlerleyen dakikalarda karşı konulamaz bir uyku hissi veriyor, o ayrı tabi)
Kitap; gündelik yaşamın koşuşturmacası içerisinde boğulan, modern, çalışan, kentli insanlar için bulunmaz nimet..
Beden varolan en karmaşık mekanizmadır ve tam anlamıyla bir şâheserdir..
all the best,
Spiritüel reci
İtin Biri
Yazar bu kitabıyla Türkiye'de 'undeground' romanın öncüsü olarak kabul ediliyor.
Ben yazarı; anlatımı, kahramanları ve hikâyesi ile İngiliz romancı "Nick Hornby"ye çok benzettim. Bülent Akyürek te Nick Hornby gibi oldukça karanlık, karmaşık bir üslup kullanmış. Yazarın 'sokak köpekleri'ne ithaf ettiği, 'Üç kişilik aşk' teması üzerine kurguladığı roman oldukça başarılı.
17 Mart 2010 Çarşamba
Ayşenur Yazıcı - Sensin Mağara Adamı
Yılların habercisi, programcı, yazar, oyuncu, çok yönlü kişilik..
Ayşenur Yazıcı'yı her an her yerde görebilirsiniz.
Sosyâl yönü oldukça gelişmiş, deligiller familyasından, canımız ciğerimiz bir ablamızdır.
"Türkçeyi enn güzel terennüm eden hatun kişisi" ödülüne birkaç kez lâyık görülmüştür.
Yıllar önce de atv'de reklam jeneriklerinde sapparı saçları ve boyalı yüzüyle tam ekran çıkar, kaş göz oynatır komik mimikler yapar, 10 saniyelik sürenin sonunda da mucckk diye bir öpücük konduruverirdi (aynı dönemde kanalın haber spikeri olması da ayrı bir olay)
Geçtiğimiz günlerde Türkmax'ta yaptığı programa bağlanan bir hanım abla, evlat edindiği Çinli çocuğun böcek yediğini iddia etmiş, arada geçen diyologlar izleyenleri kırıp geçirmiştir. Medya Kralında'da rövanşı yapılmıştır ki, seyrine doyum yoktur.. :D
'Sensin Mağara Adamı!' adlı kitabı da 2008'de Doğan Yayınları'ndan çıkmış.
Kitapta yazarımız, mağaralarda yaşayan ilk insanlardan; günümüzün modern çalışan kentli insanlarına kadar olan süreçteki kadın erkek ilişkilerini masaya yatırıyor ve eğlenceli bir üslûpla teşhislerde bulunuyor.
Geçmişten günümüze kadın erkek ilişkilerini gözlemlemek, davranışların altında yatan asıl amaçların neler olduğunu, gerçekte ne denilmek istenildiğini görmek oldukça keyifli. Kimi zaman hanımlar gülüyor, kimi zaman beyler sinirleniyor.. Ben Ayşenur Yazıcı'yı sevdiğimden dolayı alıp okudum. Sıkıcı olabilecek bazı noktaları bu sayede belki görmezden geldim, bilemiyorum.. Ancak okunulası, hoş bir kitap..
(kitapta beni rahatsız eden tek nokta bazı paragrafların, sayfaların sonlarında parantez içinde "bunu okuyan erkekler şimdi şöyle yaptı.. Kadınlar harekete geçti.. bana sinirlendi.. gibi okuyuca doğrudan bitmez tükenmez mesajlar göndermesi!)











